|
Cuma, 24 Temmuz 2009 07:35 |
|
Chester A. Beach küçük, yüksek hızlı, az enerji harcayan genel elektrik motorları konusunda bir öncüydü ve az enerji harcayan, "minik beygirgücü" adını verdiği ilk elektrik motorunu 1905'te üretti. Elektrik motorlarının küçülmesi bir dizi yeni aygıtta kullanılmalarını sağladı ve Beach 1910'da patentli ilk elektrikli mutfak mikserini pazarlamak için Fred Osius ve L.H. Hamilton ile birlikte, Hamilton Beach Manifactoring firmasıı kurdu. Bununla birlikte, iki yıl önce Hobart Manifacturing'den Herbert Johnson hamur yoğurmaya harcanan emekten tasarruf için bir fırıncı mikseri tasarlamıştı; çok amaçlı mutfak robotlarının önünü açan da mikserin bu ilk örneği olacaktı.
|
|
Devamını oku...
|
|
Cuma, 03 Temmuz 2009 13:42 |
|
1930'da Brezilya Kahve Enstitüsü, düşen kahve çekirdeği satışlarını hareketlendirebilmek ve biriken stokları eritebilmek için gıda şirketlerini, tadını ve aromasını kaybetmeksizin suda eriyebilen hazır kahve üretiminin yolunu bulmaya çağırdı. Daha önceki denemelerde kahve tüm lezzetini yitirmekteydi. Nestle'nin araştırmacısı Max Mortgenthaler, filtre kahveyi kurutmanın yollarını aramaya başladı ve püskürtmeli kurutma olarak bilinen bir teknik geliştirdi. Demlenmiş bir kahve, ısıtılmış bir kulenin tepesinden püskürtülüyordu; kahve damlacıkları aşağı düşerken kuruyor, aşağıya ulaştığında toz haline gelmiş oluyordu. Mortgenthaler 1937'de tekniğini kusursuz hale getirdi ve ertesi yıl Nestle ilk gerçek hazır kahve olan Nescafe'yi piyasaya sürdü.
|
|
Devamını oku...
|
|
Cuma, 03 Temmuz 2009 13:25 |
 Poşet çayın patent hakkını ilk kez, 1896'da A.V. Smith aldı, ama onun hakkında hiçbirşey bilinmeyişi, muhtemelen İngilizlerin çayı geleneksel yöntemle demleme alışkanlıklarından vazgeçememeleri yüzünden buluşunun başarısız olmasının bir yansımasıdır. 8 yıl kadar sıonra, 1904'te çay ve kahve tüccarı Thomas Sullivan çay numunelerini teneke yerine ipek zarflarda vermeye başladığında, müşterileri çayın bu poşetlerde demlenebileceğini keşfetti. Yine de, Joseph Krieger'in 15 yıl sonra demlemeye hazır poşet çayı piyasaya sürmesi için 15 yıl daha geçmesi gerekti. Başlangıçta poşet çayı yalnızca yemek firmaları kullandı, ama 1930'lara gelindiğinde, ABD'de poşet çayların çoğu evde içilmek üzere satın alınarak, evlerdeki yumurta biçimli delikli metal çay demleme süzgeçlerinin yerini aldı. |
|
Pazar, 28 Haziran 2009 19:19 |
|
Soğutmanın ilk yöntemlerini doğa sunmuştur, bu yöntemlerin en çok bilineni, ısının eriyen kare ya da buza aktarımı olmakla birlikte, ayrıca buharlaşma süreci aracılığıyla soğutmadır. Terlememizin nedeni, insan bedeninin buharlaşma yoluyla serinlemesidir. Eski Yunanlılar aynı şekilde yiyeceklerin nemli toprak kaplarda saklanmak yoluyla serin tutulabileceğini keşfetmişti; bu yöntem bugün dünyanın bazı yörelerinde hala kullanılmaktadır. Kimyager William Cullen 1775 gibi erken bir tarihte, doğal buharlaşma sürecini bir adım ileriye taşıyan deneyler gerçekleştirdi ve azaltılmış basınç altında nitrik eteri buharlaştırarak donma derecelerini elde etti.
|
|
Devamını oku...
|
|
Cumartesi, 27 Eylül 2008 19:58 |
 1929'da Ruben Rausing ortağıyla birlikte un, şeker ve tuz gibi kuru gıdaları ambalajlamakta uzmanlaşan bir şirket kurdu. Sonra 1943'te, iş alanını sıvı gıdaları da kapsayacak biçimde genişletti ve sütü karton kutuda satmak fikrini geliştirmeye başladı. Sütü karton kutuda satmak bugün çok sıradan görünebilir, ama Rausing'in zamanında duyulmamış bir şeydi ve sıvının sızmaması için kartonu plastikle kaplayacak ve kutuyu hijyenik hale getirecek bazı yeni teknikler gerektiriyordu. Bu fikri hayata geçirmenin, hayal etmek kadar kolay olmadığını Rausing daha sonra şu sözlerle dile getirecekti: "Daha önce kimsenin yapmadığı birşeyi yapmak ne kadar da zormuş." Şirketin araştırmacısı Erik Wallenberg "tetrahedron" biçimli kartonu düşündü; Rausing bunları işlenmiş kağıttan kesintisiz rulolardan oluşturma ve doldurma sürecini icat etti; Rausing'in eşi de, her bir paketin içine hava sızmasın diye, kutuların kesileceği kesintisiz tüpe kapatıcı bir kıskaç yerleştirmeyi düşündü. Bugün bildiğimiz Tetra Klasik böylece ortaya çıktı ve 27 Mart 1944'te patent başvurusu yapıldı. |
|
Devamını oku...
|
|
Çarşamba, 18 Haziran 2008 16:44 |
 Luther Childs Crowell (ABD) çocukken kağıtlara çok düşkündü; komşularının onu sık sık saatlerce oturup kağıtları farklı biçimlerde katlayarak çeşitli biçim ve tasarımlar yaparken gördükleri söylenir. Ne var ki, ilk buluşunun kağtla hiçbir ilgisi yoktu. 1862 yılında "uçuş makinası" için patent almıştı. Yine de, çocukluğundan beri tutkusu olan alana dönmesi çok sürmedi ve 1867'de bir kesekağıdının ağzını, doldururken açık tutacak, sonrada hava almayacak şekilde kapanmasını sağlayacak ince metal şeritlerin kullanımıyla ilgili patenleri aldı. ABD'deki süpermarketlerde bugün hala kullanılan kare tabanlı kesekağıtlarının patentini ise beş yıl sonra aldı. Aslında kare tabanlı kesekağıtlarını ilk akıl eden kişi Crowell değildi -bu onur 1869 yılında, "dün ya da okul çantası tabanlı kağıt torbayı" icat eden ve "kesekağıdının anası" olarak anılan Margaret Knight'a aittir. Bunun farkında olduğu, Crowell'in patent başvurusunda dile getirdiği şu sözlerden anlaşılır: "Daha önce de içi doldurulduğunda dörtgen biçimini alan kesekağıtlarının yapıldığını biliyorum; ancak, burada anlatılan yöntem, mevcutlarının içinde en basiti ve kullanışlı olanıdır." Patent bürosu başvuruyu kabul etti ve biri yöntemi için, diğeri de uzun bir kağıt tüpünden seri üretimi amacıyla kullanılacak makinesi için olmak üzere, Crowell'e iki patent verdi. |
|
Devamını oku...
|
|
Çarşamba, 23 Nisan 2008 21:13 |
 Bugün fırına dayanıklı cam tencereleri çok kanıksamış olabiliriz, ama bir zamanlar fırına cam tabak koymayı düşünmek bile ahmaklık sayılabilirdi. Hatta ısıya dayanıklı cam geliştirildikten sonra dahi, bununla yemek pişirmek öyle akıl almaz görünüyordu ki, Pyrex fırın ürünleri neredeyse kaza eseri doğabildi. 19. yüzyılın sonlarına doğru, Otto Friederich Schott, Carl Zeiss ve Ernst Abbe (Almanya) , Jena'da Glastechnische Versuchsanstalt adını verdikleri, cam ürünlerinde uzmanlaşacak bir fabrika kurdular. Fabrika yüksek kalitede mercek, mikroskop, dürbün vb. optik ürünlerle ünlendi. Daha sonra Schott ve Assoceates Jena Glassworks adını alacak ve 1919'dan itibaren de Carl Zeiss vakfının bünyesine katılacaktı. 1884 yılında bu üçlü, ana bileşenler olan boron oksit ve silisyumdan ötürü borosilikat cam olarak bilinen, ısıya ve kimyasal maddeye dayanıklı yeni bir cam çeşidi üretti. |
|
Devamını oku...
|
|
Salı, 15 Nisan 2008 12:54 |
 Fare kapanı, yüzlerce yıl mucitlerin beceri sınırlarını zorlayıp durmuştu, ama 19. yüzyıl ortalarından itibaren yalnız ABD'de 4 bini aşkın fare kapanı patenti verilecekti. Klasik şekli, çüzgü filmlerin ölümsüzleştirdiği ve icadından beri geçen yüzyılı aşkın süredir hala günlük kullanımda olan yaylı tuzak, yani kapandır. İlk yaylı kapanı icat eden William Hooker patenti 1894'te aldı ve Out of Sight (Gözden Irak) adıyla pazarladı; logonun ortasındaki "O" harfinin içinden bir fare kafasını uzatmış bakıyordu. (Hooker; 1865 ve 1908 arasında 27 buluşun patentini aldı; ilki çalı budama makasıydı, ama diğer hepsi ya kapılar ya da hayvan tuzaklarıyla ilgiliydi.) Beş yıl sonra, John Mast çok benzer bir aygıt icat etti ve bugün dünyanın en çok satan fare kapanı olduğu söylenen Victor'u pazarlamak için Lititz'de bir fabrika kurdu. (Şimdiki adı Woodstream Corp.) Hooker'ın Out of Sight patentini almasından dört yıl sonra, James Henry Atkinson başka bir fare kapanının patentini aldı. Kapanını bağımsız olarak mı icat ettiğini, yoksa Hooker'ınkinden mi kopyaladığı tartışmaya açıktır;ancak, İngiltere Patent Bürosu'nun 1905'te belirlediği yeni kurallar uyarınca, tümüyle yeni birşey olmasaydı, bu icadın patentini alamayacağı kesindir. Atkinson daha önce de jaluziler, şömineler ve ütülerle ilgili patent başvurusunda bulunmuştu. |
|
Devamını oku...
|
|
Çarşamba, 06 Şubat 2008 21:55 |
 "Karakutu" ile aynı çağrışımı yapmasada, uçuş veri kayıt cihazlarına "turuncu kutu" demek daha doğru olurdu; ne de olsa, kolayca bulunabilmeleri amacıyla hemen göze çarpan portakal renkli kutulara yerleştiriliyorlar. Uçuş verilerini kaydetmenin bir kaza durumunda oynadığı hayati rol bugün herkesçe kabul edilse de, David Warren 1950'lerde bu fikirle ortaya çıktığında neredeyse kimseyi icadının faydasına inandıramamıştı. 1953'te Warren, Avusturalya Havacılık Araştırma Kurumu'nda uzman bilimadamı olarak, dünyanın ilk jet yolcu uçağı De Haviland Comet'in düşmesinin ardından enkaz incelemelerine katıldı; bir ticaret fuarında gördüğü küçük ses kaydediciyi hatırlayarak, uçağın düşme anında kokpitte neler olduğunu bilmenin çok işe yarayabileceğini düşündü; böylece uçaktaki aygıtların göstergeleri ile pilotun sesini kaydedebilecek bir makine yapmak için kafa yormaya başladı. |
|
Devamını oku...
|
|
Pazar, 30 Aralık 2007 15:08 |
|
Denizaltı tasarımı ilk kez 1578'de matematikçi William Bourne tarafından geliştirildi. Bourne bu tasarımını hiç denemedi, ama 40 yıl sonra Cornelius Drebbel buna çok benzer tasarımlı bir denizaltı inşaa etti ve ilk kez Thanes Nehri'nde denedi. Ahşap omurgasının üzeri deriyle kaylıydı ve bordalarında su geçirmeyen deri kaplamadan dışarı uzanan 12 küreği vardı. Denizaltısı suyun altında iki saat kalınca Drebbel'in oksijen üretme yöntemini bulduğuna dair söylentiler yayılmıştı. Deneme gösterisinin başarılı olmasına karşın, İngiliz Bahriye Nazırlığı, Drebbel'ındenizaltısını kabul etmedi; bu fikrin geliştirilmesi daha sonraki mucitlere kalacaktı.
|
|
Devamını oku...
|
|
|