|
Biliyor muydunuz? |
|
Dünyanın en büyük çorba kasesi, 2505,94 litre çorba alıyordu ve 2000 yılında Wyler's tarafından Amerika'da şirketinin kuruluşunun 70. yıldönümü kutlamalarında yapılmıştı. En büyük guacamole sosu 26 Kasım 2000'de Michoacan'da (Meksika) yapılmış ve 1000 kilo avokado, 110 kilo soğan, 110 kilo domates, 15 kilo acı kırmızı biber, 5 kilo kişniş, 12 kilo tuz ve 36 kilo misketlimonu kullanılmıştı. |
|
|

|
|
Günümüzdeki gibi trafiğin yoğun olmadığı ve araç çeşitlerinin az olduğu dönemlerde trafik ışıklarına kimsenin ihtiyacı yoktu. At arabalarının yoğunlaşması ile bu ihtiyaç kendini hissettirmeye başladı. Bu düzensizliği bir düzene sokabilmek için gaz lambalarından kurulan bir düzenek ile denemeler yapıldı. Daha sonraları ABD^nin Detroit kentinde demiryollarının sinyalizasyon sistemine benzer bir sistem yapıldı (1920) ve trafik lambası olarak kullanıldı.
Günümüzde kullandığımız modern trafik ışıklarının patenti ise ilk kez 23 Kasım 1923 yılında ABD'de Cleveland'da Garrett Augustus Morgan tarafından alındı. Bu patenti aldıktan kısa bir süre sonra ise patentini General Electric'e sattı. |
|
|
Televizyondan veya gazetelerden, bizde pek olmasa da ABD'de polis sorgulamalarında gerektiğinde bir sanığın yalan makinesine bağlanarak, doğruyu söyleyip söylemediğinin kontrol edildiğini görmüş veya okumuşsunuzdur. Hatta ABD'de FBI veya CIA gibi çok önemli devlet görevlerine alınmaya aday memurlara da bu test uygulanmaktadır.
Yalan testine sokulacak kişilerin vücuduna 4-6 adet sensör bağlanır ve 'Polygraph' denen bir alet ile bu sensörlerden gelen veriler kayıt altına alınır. Bu veriler sürekli olarak dönen bir kolun kağıt üzerine çizdiği çember şeklindeki grafikleri oluşturur. Sensörler test yapılan kişinin. |
|
Devamını oku...
|
|
|
İnsanlar giysilerindeki kırışıklıkları giderebilmek için uzun uğraşlar vermişlerdir. Bu uğraşılar sonunda değişik yöntemler bulmuşlardır.Başlarda odun, cam , mermer gibi aletler kullanıldı. Taşların ısıtılıp giysilerin üzerinde gezdirilmesi ile ütünün temelleri atılmaya başladı. Tarihte ilk kez sapı olan bir demir parça ile ütüleme işleminin yapılması 17. yüzyılda gerçekleşmiştir. Ocaklarda ısıtılarak kullanılan ütüler zamanla kor ve kömür ile ısıtılan içi oyuk ütülerle yerdeğiştirdi. 19. yüzyılda ise ocak ya da sobaların ısıtıcı olarak kullanılması standart hale geldi. |
|
Devamını oku...
|
|
|
İnsanlar uzun yıllar boyunca uzak yerlerde yaşayan diğer topluluklarla haberleşmeyi sağlayacak değişik yollar aradılar. Açık havada ateş yakmak, parlayan aynalar kullanmak gibi ilkel yöntemler denediler. Fransız Claude Chappe 1793 yılında uzak mesafelerle haberleşmeyi sağlayan bir araç geliştirdi ve adını Telgraf koydu. Kulelerin tepelerine hareketli kollar takılırdı ve bu kolların yardımı ile işaretler yapılır rakam ve harfler iletilirdi. Aradan geçen zaman telgraf kullanımını geliştirdi. 1876 yılında Alexander Graham Bell, ilk defa konuşmaları teller aracılığı ile iletmeyi başardı. Sağır olan insanlar üzerinde araştırma yapan Bell, seslerin havadaki yayılımını ve nasıl oluştuğunu merak etmiş ve "armonik telgraf adında bir düzenek üstünde çalışırken, elektrik akımı sayesinde konuşurken oluşan titreşimlere benzer değişimlerin benzer şeilde elektrik dalgalarıyla iletilebileceğini bulmuştu. |
|
Devamını oku...
|
|
 1845 yılının 27 Mayıs'ında Prusya'da Lennep'te doğdu. İsviçrede makine mühendisliğini bitirdi. 1879 Giessen Üniversitesinde Fizik Profesörü oldu.1888'de Würzburg Üniversitesinde Fizik Profesörlüğü yaptı. 1895 yılında onu meşhur eden X ışınlarını keşfetti ve görüntülemeyi başardı. 1896 X ışınları üzerindeki başarılı araştırmaları nedeni ile kraliyet bilim akademisi tarafından Rumford Madalyası ile ödüllendirildi. 1899'da Münih Üniversitesinde profesörlük yaptı. 1901 yılında bu çalışmalarından ötürü Nobel Fizik ödülünü aldı. 77 yaşına geldiğinde Münih'te hayata veda etti.(1923) |
|
|
Kaşık günümüzde yemek yeme aracı olarak kullanılır. Bıçak aynı zamanda bir silah olarakda anılabilir. Eskiden bıçaklar bu amaçla kullanılırdı. Kaşıkların yerine deniz kabuklarının eski insanlar tarafından kullanıldığı düşünülüyor. Ancak bir kaptan bu deniz kabukları ile birşeyler içmek pek kolay olmuyor. Bu nedenle zaman içerisinde bunlara saplar geliştirildi. Daha sonraları ise ayrıca sap eklenmesinin önüne geçebilmek için kaşıkların ağaçlardan tek parça halinde oyulduğu düşünülüyor. Bunun temel nedeni ise spon sözcüğünün kıymık ya da yonga anlamına gelmesidir. |
|
Devamını oku...
|
|
| << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
|
| |
|